Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) bünyesindeki maden sahalarında önemli bir tasfiye süreci yaşanıyor. 2014 yılındaki Soma faciasının ardından kamu kontrolüne geçen maden sahalarını işleten Yeni Anadolu Madencilik A.Ş.’nin bölgeden çekilmeye başlaması, bu süreçte tartışmalara yol açtı.
Soma Madencilik A.Ş.’den devralınan sahalarda faaliyet gösteren Yeni Anadolu Madencilik, Konya Ilgın ve Tekirdağ Saray’daki operasyonlarını sona erdirmek için hazırlıklarını tamamladı. Ancak şirketin bu bölgelerden çekilmesi, beraberinde önemli iddiaları gündeme getirdi.
İHALESİZ DEVİR İDDİASI: KAMU İŞTİRAKLERİ ARACILIK MI YAPIYOR? Tasfiye sürecinin en tartışmalı noktalarından biri, maden sahalarının üçüncü şahıslara ihalesiz olarak devredilmesiyle ilgili. Odatv’nin haberine göre, Yeni Anadolu Madencilik, kamu iştiraki olmanın avantajını kullanarak bu sahaları ihalesiz şekilde devralıyor. İddialara göre, söz konusu sahalar, rödovans yöntemiyle işletecek firmalara tüm hukuki haklarıyla devrediliyor. Kamu iştiraklerinin, sahaların ihalesiz olarak özel sektöre geçişinde bir tür “aracı” rolü üstlendiği ve bu süreçten sadece komisyon kazandığı öne sürülüyor.
TASFİYE KOMİSYONLARI ENVANTER ÇALIŞMASI YÜRÜTÜYOR Tasfiye süreci çerçevesinde, kontrol müdürlükleri bünyesinde özel tasfiye komisyonları kuruldu. Bu komisyonlar, taşınır ve taşınmaz mülkiyetlerin tespiti için detaylı bir envanter çalışması gerçekleştiriyor. Ayrıca, elde edilen komisyon raporlarında Konya Ilgın ve Tekirdağ Saray’daki maden sahalarının zarar ettiği belirtilerek tasfiye sürecinin gerekçesi olarak gösteriliyor.
KONTROL MÜDÜRLÜKLERİ KAPANMA TEHDİDİYLE KARŞI KARŞIYA Tasfiye sürecinin son aşaması olarak, ruhsat hukukunun tamamen devredilmesinin ardından TKİ’nin her iki bölgedeki kontrol müdürlüklerinin kapatılması bekleniyor. Bu durum, TKİ’nin ilgili bölgelerdeki idari ve denetim mekanizmalarının sona ereceği anlamına geliyor.
Yaşanan gelişmeler, maden sahalarının geleceği açısından büyük bir belirsizlik yaratırken, kamuoyunda bu süreçlere dair endişeler giderek artıyor.